Saadet Partisi’nde Savaş Büyüyor; Ergenekon’dan Zimmet’e

 Oğuzhan Asiltürk’ün söylemleri Saadet Partisinde Neler Oluyor sorusunu akla getirdi.

Asiltürk son olarakErgenekon, altını çizerek söylüyorum Türk ordusunda TSK içinde amerikan karşıtlarının tasfiyesidir.” diyerek medya da şaşkınlık oluşturmuştu. Şimdi ise İslam adına toplanan paralar Erbakan’ın oğlu ve damadı üzerine zimmetlendiği iddiasını ortaya attı. Daha önce yine Saadet Partisi’nden İsmail Müftüoğlu’nun Ergenekon’u övücü söylemleri gündemde yer etmişti.

Milli Görüş’ün ‘iki numarası’ Oğuzhan Asiltürk Erbakan’ın mirasını masaya yatırdı

SP kulislerinde büyük yankı uyandıran iddiayı, Necmettin Erbakan’ın sağlığında partinin 2 numaralı ismi olan Oğuzhan Asiltürk, partisinin Bursa örgütünün düzenlediği bir toplantıda dile getirdi.

Asiltürk, 11 Eylül’deki toplantıda şunları söyledi: “Erbakan Bey zeki bir kişiydi, borçlarının evlatlarına kalacağını bildiği için davaya ait bütün taşınmazları oğlunun ve damadının üzerine kaydetti. Ben de vefatından sonra damadı Mehmet Altönöz’ü çağırıp bu borçları ödemelerini söyledim. Çünkü istihbarattan bana gelen bilgilere dayanarak, hangi bankada ne kadar hesapları olduğunu belirttim. Bu olaya Recai Kutan, Ahmet Tekdal ve Fehim Adak da şahitlerimdir. Biz daha çok şeyler biliyoruz, ama bunları şimdilik saklıyoruz. Siz yine de bu konuları dışarıda konuşmayınız.”

Asiltürk’e, 21 Şubat’ta Konya Ticaret Odası’nda düzenlenen Erbakan’ı anma etkinliğinde bir katılımcı, “Erbakan Bey zeki bir kişiydi, borçlarının evlatlarına kalacağını bildiği için davaya ait bütün taşınmazları oğlunun ve damadının üzerine kaydetti diyorsunuz, burada ise Erbakan’ın üstün meziyetlerinden bahsediyorsunuz, bu yaptığınız iki yüzlülük değil mi?” diye sordu.

Bunun üzerine Asiltürk, “O söylediğim de gerçekti bu söylediğim de” dedi. Bir başka katılımcı da, “O söylediğinin neresi gerçek, cihat malını zimmetine mi geçirdi Hoca?” diye sorunca da, Asiltürk, “Hayır, ne Hocası, terbiyesizliğe bak, Hoca değil çocukları zimmetine geçirdi” dedi.

Asiltürk’ün bu iddiasına henüz Erbakan ailesinden bir tepki gelmezken, parti tabanı ise tepkili.

Haber ulusal medyada yer bulunca, Oğuzhan Asiltürk, yine bir başka ulusal haber sitesinde cevap verdi.Oğuzhan Asiltürk haberi yalanlamadı, aksine doğruladı. O sözleri medya önünde değil, teşkilat toplantısında söylediğini ifade etti.

ASİLTÜRK, ERBAKAN’A HIRSIZ DEDİĞİNİ KABUL ETTİ

İşte Asiltürk’ün Erbakan ailesine HIRSIZ dediği sözlerini KABUL ettiği açıklaması:

Konuyla ilgili Asiltürk, Habervaktim.com’a şu açıklamayı yaptı:

“Biz demokratik bir partiyiz. Özgürlüğün olduğu bir partiyiz. Hele ki partimizle ilgili konuları en ince detayına kadar istişare ederiz.

Bu konu da partimiz içinde, kendi aramızda konuştuğumuz bir mevzudur.

Buranın altını özellikle çizmek istiyorum: Kendi aramızda konuştuğumuz bir konudur.

Böyle konuları aleni konuşmayız, medyanın önünde asla konuşmayız.

Nitekim ben Bursa’da basına böyle bir demeç kesinlikle vermedim, vermem de.

Gerek görüyorsak konuyu partimiz içinde yine tartışırız, konuşuruz.

Kardeşlerin durum değerlendirmesi yapması, varsa bir sorunları bunu istişare etmeleri son derece normaldir. Bizler kardeşiz.

Partimizde iddia edildiği gibi bir karışıklık olmadığı gibi kendi aramızda geçen istişarelerde maksat Milli Görüş’ün muhafaza edilmesi, zarar görmemesi, ayakta kalması, büyümesidir. Bu ve benzeri konuları istişare partimiz içindir, Milli Görüş içindir.”

Asiltürk, bu açıklamanın büyük tepki almasının ardından bir resmi açıklama da saadet.org.tr den yaptı.

İşte o açıklama:

Asiltürk açıklamasında,”Haberde iddia edildiği gibi Bursa’da basına böyle bir demeç kesinlikle verilmemiştir. Biz kardeşler topluluğuyuz. Kardeşlerin durum değerlendirmesi yapması, varsa bir sorun bunu istişare etmeleri son derece normaldir. Partimizde iddia edildiği gibi bir karışıklık yoktur. Kendi aramızda geçen istişarelerde ise maksat Milli Görüş’ün muhafaza edilmesi, zarar görmemesi, ayakta kalması, büyümesidir. Bu davanın mensubu olan herkes, Milli Görüş’ün birlik, beraberlik ve bütünlüğü için çalışmaktadır.” dedi.

MİLLİ GÖRÜŞLÜLERDEN TIK YOK!

Oğuzhan Asiltürk’ün Erbakan ailesi için Konya TV’de yaptığı HIRSIZ ithamının ardından büyük bir sessizliğe gömülen Oğuzhancı Milli Görüşcülerden tık çıkmıyor.


Reklamlar

28 Şubat Darbesi -Gazeteler-

28 ŞUBAT DARBESİ

28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen, ordu ve bürokrasi merkezli süreç. Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar ve kimilerince bir dönüm noktası olan bu kararların uygulanması sırasında Türkiye’de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir süreçtir. Yaşananlar, çeşitli kaynaklar tarafından post-modern darbe olarak adlandırılmıştır.

Arka plan

Refah Partisi 1995 Genel Seçimlerinde birinci parti olmuştur.[3] 1996 yılında, seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, Refah Partisi’nin güven oylaması hakkında hukuksal inceleme yapılması için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru haklı görülerek güven oylaması geçersiz sayıldığından dağılmıştır. Bunun üzerine TBMM’de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet (Refahyol hükümeti), 8 Temmuz 1996’da TBMM’de yapılan oylamada güvenoyu almayı başarmıştır.
28 Şubat ortamı RP-DYP Koalisyonu kurulmasının ardından bu dönemde yaşanan bazı olayların, 28 Şubat sürecini tetiklediği ve hızlandırdığı iddia edilmektedir. Bu olaylar;
2 Ekim-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan Necmettin Erbakan sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya’yı ziyaret etti. Libya’da, Kaddafi’nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşmede sarfettiği sözler[hangileri?] muhalefet ve basın tarafından ağır bir şekilde eleştirildi.
3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen bir trafik kazasında mafya, siyasetçi, polis ilişkileri açığa çıktı. Başbakan Erbakan ‘fasa fiso’ dedi, Adalet Bakanı Şevket Kazan ise, aydınlık için bir dakika karanlık toplumsal eylemi için “Mumsöndü oynuyorlar” dedi.
Kayseri’nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, 10 Kasım 1996 tarihli Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye’de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi. Karatepe konuşmasında şunları söylemişti:
“ Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. Belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Refah Partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. İnsanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. Ey Müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. Bu bizim boynumuzun borcudur. ”
Karatepe bu konuşması nedeniyle 1 yıl hapis ve 420.000 lira ağır para cezasına mahkûm edildi.
Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 11 Ocak 1997 Cumartesi günü, Başbakanlık Konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi.
Yüksek rütbeli subaylar 22 Ocak 1997 tarihinde Gölcük’te toplanarak irticanın iktidarda olduğunu tartıştılar.
30 Ocak 1997’de Sincan belediyesi Kudüs gecesi düzenledi. Belediye başkanı Bekir Yıldız, İran büyükelçisinin misafir olduğu gecede sahneye konulan cihad oyunu basında tepki oluşturdu. Star muhabiri Işın Gürel saldırıya maruz kaldı. Bekir Yıldız tutuklandı, mahkûm edildi.
4 Şubat’ta Sincan’da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı.
5 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Erbakan’a birkaç mektup gönderdi.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya ‘irtica, PKK’dan daha tehlikeli’ dedi.
11 Şubat’ta Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü Ankara’da yapıldı.

28 Şubat kararları

28 Şubat’ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu sert bir şekilde vurguladı.[8] 28 Şubat 1997’deki MGK kararları hükümete bildirildi. Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB’e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı, deniliyordu.

28 Şubat sonrası gelişmeler

4 Mart’ta Başbakan Erbakan, MGK kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadi
13 Mart’ta Başbakan Necmettin Erbakan, MGK kararlarını imzalamak zorunda kalmış ve daha sonra bu kararları imzalamadığını sadece ön yazıyı imzaladığını iddia etmiştir.
21 Mayıs’ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, ‘‘Ülkeyi iç savaşa sürüklediğini’’ söyleyerek, RP’nin kapatılması için dava açtı.
3 Haziran’da Susurluk Davası 7 ay aradan sonra DGM’de başladı.
7 Haziran’da Genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koydu.
10 Haziran’da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi.
18 Haziran’da Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa etti. İstifasının nedeninin başbakanlığı Tansu Çiller’e devretmek olduğunu belirtti.
19 Haziran’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi.
30 Haziran’da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Özkan’la birlikte ANASOL-D Hükümeti’ni kurdu.