“Madımak’ın sorumlusu derin güçler”

Başörtüsü eylemleri, yurdun çeşitli yerlerinde bu hafta da gerçekleşti. Sakarya ve Akyazı’da gerçekleşen eylemlerde, “Madımak’ta yangını derin güçler çıkarıp, Müslümanları suçladı” denildi. Akyazı Adalet ve Özgürlükler Platformu, mücadelelerine kadınların sorunları çözülene kadar devam edeceklerini açıkladı.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu’nun 340. hafta basın açıklamasını Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi’nden Bahaeddin Kuruoğlu okudu. Bu haftaki basın açıklamasında Sivas olaylarına değinen Kuruoğlu, 2 Temmuz 1993 yılında Sivas ilinin merkezinde bulunan Madımak Oteli’nde konferans adı altında Rabbimize ve Peygamberimize açıkça küfürler edilmiş, Müslüman insanlara karşı ağza alınmayacak sözler sarf edilmiştir. Bu derece açık bir tahrike karşı dahi duyarlı ve Müslüman Sivas halkı tepki gösterme adına sadece otelin çevresini kuşatmış, en ufak bir taşkınlık belirtisi göstermemiştir. Derin güçlerce bu durum kabullenilememiş, karışıklık çıkarılması adına sergilenen davranışlarda daha da ileri gidilmiştir. 

Çıkarılan bir yangın sonrasında otelde bulunan birçok kişi ölmüş, suçu da etrafta toplanan birkaç insana yıkmaya çalışmışlardır” dedi. Kuruoğlu, Sivas olaylarının dava sürecine de değinerek, “Dava tam 19 yıldan beri sürmekte, hiçbir delil olmadan içerde yatan insanlarsa zulüm görmeye ve potansiyel suçlu ilan edilmeye devam edilmektedir. Bu konuyu gündeme getirmekteki maksadımız şudur; son günlerde malum çevre tarafından Sivas olayları davası sulandırılmakta, masumluğunun aksi yönünde hiçbir kanıt olmayan insanlar ömür boyu hapse mahkûm edilmeye çalışılmaktadır. Davanın zamanaşımından düşeceği, zanlı olarak addedilen insanların bir gün bile hapis yatmadan tahliye olacakları dile getirilmektedir. Gerçekleri saptırma adına sergilenen bu tutumu şiddetle kınıyor, gerçekleri görme adına bu kadar kör olmamalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

Akyazı Adalet ve Özgürlükler Platformu adına Mazlumder sözcüsü İrfan Alemdar da 266. basın açıklamasında başörtülü kadınların 28 Şubat sürecinde birçok zorlukla karşılaştığını ve hala bu zorlukların bir kısmının devam ettiğini belirtti. Alemdar, “28 Şubat sürecinde darbe politikaları ve cunta örgütleriyle birlikte inançlı insanları laiklik karşıtı diyerek devletin tüm kademelerinden uzaklaştırıp ardından sorgulayarak haklarında suç isnat ettiler. Bu topraklar üzerinde yaşayan Müslüman halkı irticacı diyerek potansiyel suçlu ilan ettiler” dedi. 
Alemdar, “Kabus dolu günleri insanlara reva gören oligarşik düzenin şımarık medyazadeler, sermayezadeler, paşazadeler, politikacızadeler, rektörzadeler ve bürokratzadelerin yaptıklarının hesabı sorulmalı, adil bir şekilde yargılanmalı işledikleri suçlara göre de cezalarını çekmelidirler” şeklinde konuştu. Alemdar, sergiledikleri mücadeleye ilişkin ise, “Ülkemizde ve tüm dünyadaki kadınlar üzerindeki zulümler, tecavüzler, işkenceler, yasaklar ve esaretler bitene kadar mücadelemiz devam edecektir” dedi.

Yeni Akit

Reklamlar

Sabancı Katili MİT ve Jandarmayla Görüştü

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesindeki salonda yapılan duruşmaya, emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in de aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık katıldı.

Duruşmada ifade veren gizli tanık ”Dilovası”, cezaevinde öldürülen Sabancı suikastinin faili Mustafa Duyar ile Kırklareli Cezaevinde beraber kaldıklarını belirtti.

Gizli tanık, Duyar’ın kendilerine ”Cezaevinden çıkacağım” dediğini kaydederek, şunları söyledi:

”Bu, Duyar’ın bir yerlerden güvence aldığının göstergesidir. Duyar, cezaevinde MİT ve Jandarma ile görüşüyordu. Daha sonra da ‘Ben bunu neden yaptım?’ diye pişmanlık duyarak ağlıyordu. Birçok silahlı terör olayına karıştım. Ben ve benim gibi arkadaşlar böyle olaylardan sonra pişman olmazdık. Örgüt bizleri bu şekilde yetiştirdi. Duyar ve Alparslan Arslan gibi kişiler, yönlendirilmiş olduklarından pişmanlık duyarlar. Bu, ancak örgüt içine ajan olarak sokulmuş, kullanılan insanların psikolojisidir.”

Duyar’ın, yaşananları gazeteci Can Dündar’a anlatmak istediğini söyleyen ”Dilovası”, bu isteğin dönemin Cezaevi Tevkif Kurulu Başkanı Ali Suat Ertosun tarafından engellendiğini öne sürdü.

Aynı dönemde Duyar’ın cezaevinde bir albay ile görüşmesine şahit olduğunu iddia eden gizli tanık, albayın, Duyar’a, ”ayağını denk alması, yoksa kimsenin kendisine sahip çıkmayacağı” yönünde uyarılarda bulunduğunu savundu.

”Dilovası”, ardından Duyar’ın kendi isteğiyle hücreye konulduğunu anlatarak, ”Duyar hücredeyken bir suikast girişimiyle karşı karşıya kaldı. Bu saldırıda koğuş arkadaşı Adil Yanık ve gardiyanlar tarafından kurtarıldı. Hatta Yanık, o saldırıda gözünü kaybetti. Bu, planlı bir hareketti. Sonradan öğrendik ki, saldırıyı yapanlar Nuri Ergin’in adamları olan Sami Tokur ve arkadaşlarıymış” şeklinde konuştu.

Olay sonrası Duyar’ın nakil için cezaevi yönetimine başvurduğunu dile getiren ”Dilovası”, yönetim tarafından Duyar’ın Afyon Cezaevine gönderileceğini öğrendiklerini söyledi.

Gizli tanık, Afyon Cezaevinin o dönemde en tehlikeli cezaevi olduğunu söyleyerek,”Mustafa’ya gitmemesi yönünde telkinlerde bulunduk. Kendisi de sonradan vazgeçti. Ancak dönemin Cezaevi Tevkif Kurulu kararı onayarak, Duyar’ı Afyon’a gönderdi. Ardından, önceki saldırıyı gerçekleştiren Sami Tokur ve arkadaşları da aynı cezaevine gönderildi. Bana göre Duyar’ı öldürenler, Tokur ve arkadaşlarını oraya gönderenlerdir” dedi.

Nuri Ergin’in kamuoyu önünde ”Bu devlet bana Mustafa Duyar’ı öldürttü, Veli abiye sorun” sözüne atıfta bulunan ”Dilovası”, ”Ergin kardeşler, bas bas bağırarak Küçük’ün yaptırdığını söylemişlerdir” diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese’nin, ”Azmettirme konusunda elinizde somut bir isim var mı?” sorusu üzerine gizli tanık, isim vermesine gerek olmadığını belirterek, ”Duyar’ı kimin öldürdüğü Nurişler tarafından söylendi” dedi.