ABD’nin Yeni Silahı “Yüksek Isı Frekanslı Elektromanyetik Dalga”

Amerikan ordusu, 11 bin kişinin üzerinde test edilen ve ”yanma hissi” yaratan yeni silahını gazetecilere tanıttı.

Teknoloji sitelerinde yer alan habere göre, Virginia eyaletindeki Quantico Deniz Piyade Kuvvetleri üssünde yapılan tanıtımda, bir askeri araca monte edilebilen ve öldürücü olmayan Active Denial System adlı silah, şiddetli ısı veren yüksek frekanslı elektromanyetik dalga yayıyor.

abdsilahh.jpg
Uzun yıllardır üzerinde çalışılan ve ilk geliştirilirken ”Sessiz Muhafız” adı verilen bu silahın prototipinin 2008’de iptal edildikten iki yıl sonra Afganistan’da kullanıldığı belirtiliyor.

Pentagon’daki üst düzey komutanlar ise öfkeli kalabalıkların ve çatışan grupların dağıtılmasında kullanılacak bu silahın gerçek savaşta, tehlikeli noktalarda geleneksel ateş gücünün alternatifi olup olmayacağı sorusunun henüz yanıtsız olduğunu düşünüyor.

Washington ayrıca, yeni silahın Müslüman dünyasında olumsuz yönde tanıtılmasından ve işkence için kullanılacağı gibi eleştirilere maruz kalmasından endişe ediyor.

”Active Denial System” adı verilen, bu ısı dalgası silahı yaklaşık bin metre öteden kalabalıkları hedefleyebiliyor.

Öldürücü olmayan bu silahın kamuoyunda tanıtımı için atak başlatan Amerikan ordusunun ar-ge bölümünden emekli albay Kirk Hymes, ”Bunun gibi yeni teknolojilerde, algı her şeydir” diyerek, yeni silahın etkinliğini anlatıyor.

Yeni silah, bazen ağır yaralanmalara, hatta ölümlere yol açan plastik merminin alternatifi olarak gösteriliyor.

Uydu televizyon çanağına benzer bir araç anteninin çok güçlü radyo dalgaları yaydığı silah, hedefin deri moleküllerinde şiddetli bir titreşime neden oluyor ve bir yanma hissi yaratıyor.

Reklamlar

İki darbe iki mağdur: Selahaddin Eş, Salih Mirzabeyoğlu -Salih Tuna/Yeni Şafak-

 
Salih Tuna
stuna@yenisafak.com.tr
28 Şubat 2012 Salı

Biri 32 yıl evvel vuku buldu, diğeri 15 yıl evvel. Biri klasikti, diğeri postmodern. Biri 12 Eylül, diğeri 28 Şubat.

Her iki darbenin de mağduriyeti bitmeyen iki mazlumu var: 12 Eylül’ün Selahaddin Eş Çakırgil, 28 Şubat’ın Salih Mirzabeyoğlu.

İkisini de beğenmeyebilir, görüşlerine katılmayabiliriz.

Lakin ikisi de sadece yazar; unutmamamız gereken bu.

Yani ikisi de mazlum, ikisi de mağdur.

Ve, ikisi de annesinin cenazesine katılamadı. (Vatandaşlıktan çıkartılan Selahaddin Eş tam 32 yıldır Türkiye’ye gelemediği için annesinin cenazesine katılamadı; Mirzabeyoğlu Bolu F Tipi’nde ağırlaştırılmış muhabbet cezasına çarptırıldığı için.)

Selahaddin Eş’i 12 Eylül öncesinde, Mili Gazete’nin en velut yazarı olarak hatırlıyorum.

“Ben de yazdım” başlığı altında anılarını tefrika eden Celal Bayar’a öyle bir “çakmıştı” ki, o gün (henüz orta mektep sıralarındaydım) bugündür unutmam.

Kemalist rejimin sağcısına solcusuna ölümüne muhalifti.

Kemal Ilıcak’ın Tercüman’ında (“Köşebaşı” sütununda) arzı endam eden merhum Ergün Göze’ye de demediğini bırakmazdı.

O siyah-beyazlı dönemde “arama motoru” falan yoktu ama hiçbir “arama motoruna” ihtiyaç duymayacak kadar müthiş bir hafızaya sahipti

Çağrışımı bol yazılar kaleme alırdı.

Şura ve Tevhid gibi 12 Eylül öncesinin kült dergilerinin vazgeçilmez yazarlarındandı.

Hüseyin Üzmez vakasına kadar da Vakit gazetesinde yazdı.

Çok şükür 12 Eylül darbesi yargılanıyor şimdi.

Ne ki, şana şöhrete dünya malına zerre miskali tenezzül etmeyen bir fikir ve aksiyon adamı olan Selahaddin Eş’in mağduriyeti devam ediyor hâlâ.

Bugün 28 Şubat darbesinin 15’inci yıldönümü. Hep birlikte lanetleyeceğiz bu postmodern darbeyi.

Ama bu darbenin “lanetlediği” Salih Mirzabeyoğlu hâlâ mağdur, hâlâ mahpus damında çürütülüyor.

Mirzabeyoğlu 12 Eylül öncesinde “Gölge” dergisini çıkarıyordu.

Ünlü karikatürist Yalçın Turgut’un unutulmaz desenleriyle katkıda bulunduğu “Aydınlık Savaşçıları” adlı kitabında yer alan şiirlerini bu dergide dercetmişti.

Yazıları gündem oluşturuyor, şiirleri meydanlarda “söyleniyordu.”

Ali Bulaç’tan Hilal Kaplan ve Teodora Doni’ye kadar birçok köşe yazarı Mirzabeyoğlu’na yapılan zulmü daha evvel dile getirmişti.

“Yeni Devir Hukukçular Derneği” de dün yaptığı açıklamada bu zulmü gündeme getirdi: “28 Şubat’ın en büyük mazlumlarından biri olan Salih Mirzabeyoğlu 13 yıldır zindanlarda ve Telegram – Zihin Kontrolü işkencesine maruz./ 56 eseri bulunan mütefekkire müebbet hapis cezası biçildi. / O davanın hakimi, şimdi Ergenekon sanıklarının avukatı Metin Çetinbaş’ın ‘Hata yapmış olabilirim’ itirafı ve gizli toplantılarda aldığı brifingler sonucu bu idam kararını verdiği gazetelerde belgelendi. / Davanın ilk hakimi Sedat Karagül’den ise şu sözler döküldü: ‘İBDA – C davası da dahil olmak üzere baskı görmediğim hiç bir dava olmadı, hep baskı gördüm.’ İşte mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’na yapılan tüm bu hukuksuzluk ve adaletsizliklerin başlangıcının yıl dönümü 28 Şubat’ta, 28 Şubat’ın halen devam ettiği Bolu F Tipi Cezaevi önünde Yeni Devir Hukukçular Derneği tarafından yapılacak Basın Açıklamasına desteklerinizi bekliyoruz…”