ABD’nin Yeni Silahı “Yüksek Isı Frekanslı Elektromanyetik Dalga”

Amerikan ordusu, 11 bin kişinin üzerinde test edilen ve ”yanma hissi” yaratan yeni silahını gazetecilere tanıttı.

Teknoloji sitelerinde yer alan habere göre, Virginia eyaletindeki Quantico Deniz Piyade Kuvvetleri üssünde yapılan tanıtımda, bir askeri araca monte edilebilen ve öldürücü olmayan Active Denial System adlı silah, şiddetli ısı veren yüksek frekanslı elektromanyetik dalga yayıyor.

abdsilahh.jpg
Uzun yıllardır üzerinde çalışılan ve ilk geliştirilirken ”Sessiz Muhafız” adı verilen bu silahın prototipinin 2008’de iptal edildikten iki yıl sonra Afganistan’da kullanıldığı belirtiliyor.

Pentagon’daki üst düzey komutanlar ise öfkeli kalabalıkların ve çatışan grupların dağıtılmasında kullanılacak bu silahın gerçek savaşta, tehlikeli noktalarda geleneksel ateş gücünün alternatifi olup olmayacağı sorusunun henüz yanıtsız olduğunu düşünüyor.

Washington ayrıca, yeni silahın Müslüman dünyasında olumsuz yönde tanıtılmasından ve işkence için kullanılacağı gibi eleştirilere maruz kalmasından endişe ediyor.

”Active Denial System” adı verilen, bu ısı dalgası silahı yaklaşık bin metre öteden kalabalıkları hedefleyebiliyor.

Öldürücü olmayan bu silahın kamuoyunda tanıtımı için atak başlatan Amerikan ordusunun ar-ge bölümünden emekli albay Kirk Hymes, ”Bunun gibi yeni teknolojilerde, algı her şeydir” diyerek, yeni silahın etkinliğini anlatıyor.

Yeni silah, bazen ağır yaralanmalara, hatta ölümlere yol açan plastik merminin alternatifi olarak gösteriliyor.

Uydu televizyon çanağına benzer bir araç anteninin çok güçlü radyo dalgaları yaydığı silah, hedefin deri moleküllerinde şiddetli bir titreşime neden oluyor ve bir yanma hissi yaratıyor.

Reklamlar

INTERPOL GÜLSEVEN YAŞER İÇİN ERGENEKON BİLGİSİ İSTEDİ


 

12. Ağır Ceza Mahkemesi: Ergenekon 4 silahlı ve ölümle sonuçlanan eyleme imza attı. 13 silahlı eylem hazırlığı engellendi. Yüklüce bir cephaneliği ele geçirildi. 17 bin 400 kişiyi fişledi.

ERGENEKON silahlı terör örgütü iddiasıyla sürdürülen soruşturma kapsamında ÇEV yöneticileriyle ilgili yargılamayı yapan özel yetkili İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, firari sanık Gülseven Yaşer’in İnterpol tarafından Kırmızı Bültenle aranması için Ergenekon’un fotoğrafını çekti. Yaşer için 2010 yılında Kırmızı Bülten çıkarılması kararı veren 12. Ağır Ceza Mahkemesi, İnterpol’ün bir türlü harekete geçmemesi ve her seferinde değişik sorular göndererek süreci uzatması üzerine İnterpol’e somut örneklerle Ergenekon’u anlatan bir yazı gönderdi. 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu imzalı yazıda, Ergenekon’un eylemleri, eylem planları ve cephanelikleri tek tek anlatıldı.

Geciktirmek için bin bir taktik

İstanbul 12 Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon sanığı eski ÇEV Başkanı Gülseven Yaşer’in ABD Houston Başkonsolosluğumuzca adresi tespit edildikten sonra oğlu H.K.Yaşer’e ait elektrik faturası ibraz edilerek ABD’li makamlardan iadesini istedi. Ancak ABD İnterpol’ün şüphelilerin yakanlanmasını geciktirmek için bin bir taktik uyguladığı ve iki yıl önce hakkında yakalama kararı çıkartılan Gülseven Yaşer için daha yeni yanıt verdiği anlaşıldı.

3 aydır yine cevap verilmedi

Daha önce gönderilen sorulara verilen cevapları yeterli bulmayan İnterpol’ün üç ay önce yeniden soru gönderdiği ortaya çıktı. Yaşer’in neden tutuklanmak istendiğine yönelik soruları ise12. Ağır Ceza Mahkemesi somut suçlamaların olduğu uzun bir liste hazırlayarak İnterpol Genel Sekreterliği’ne gönderdi. Aradan üç ay geçmesinme rağmen yine İnterpol’den herhangi bir yanıt gelmemesi ise dikkat çekti.

Ergenekon 4 kez silahlı eylem yaptı

Mahkeme Başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu’nun imzasıyla İnterpol’e gönderilen Gülseven Yaşer ile ilgili dosyada Ergenekon örgütünün sorumlu olduğu ölüm ve yaralama eylemleri tek tek sırlandı. İşte İnterpol’e giden yazıdaki Ergenekon’la ilgili yaptığı tespitler:

– 17 Mayıs 2007 tarihinde sanık avukat Alparslan Aslan tarfından Danıştay’a yapılan silahlı saldırıda Danıştay 2. Dairesi Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybetmiş, aynı dairenin başkanı Mustafa Birden, üyeler Ayfer Özdemir, Ayla Gönenç ve Ahmet Çobanoğlu ağır bir şekilde yaralanmıştır.

– 5 – 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde Cumhuriyet Gazetesi’nin İstanbul’daki binasına 3 kez el bombası atılmıştır. Bu eylem Ergenekon silahlı terör örgütünün talimatıyla Ergenekon davası sanıkları Alparslan Aslan, Osman Yıldırım, Tekin İrsi ve İsmail Sağır’a yaptırılmıştır.

298 silah, 23 law silahı 85 el bombası bulundu

Bugüne kadar yapılan Ergenekon soruşturmaları neticesinde bazıları sanıkların üzerinde, bazıları gömdükleri yerlerde 298 adet silah, 23 adet LAW silahı, 85 adet el bombası, 2 bin 200 gram patlayıcı madde, 63 adet bomba düzeneği, 47 bin 500 fişek ele geçirildi.

13 kanlı eylem planı engellendi

Ergenekon’un hazırladığı ancak uygulama aşamasına geçmeden deşifre edildiği iddia edilen suikast ve saldırı planları:

– 2007 yılı içinde Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk’a saldırı hazırlığı

– 2007 yılı içinde Diyabakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’e yönelik suikast hazırlığı

– DTP Milletvekili Sebehat Tuncel’e suikast hazırlığı

– DTP Milletvekili Ahmet Türk’e silahlı suikast hazırlığı

– Sivas Ermeni Cemaati Lideri Minas Durmaz Güler’e suikast hazırlığı

– Türkiye Ermenileri Patriği Mesrop Mutafyan’a suikast hazırlığı

– Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız’a yönelik silahlı suikast hazırlığı

– Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Kazım Genç’e yönelik suikast hazırlığı

– Ankara’da Optimum alışveriş merkezini bombalama hazırlığı

– Rahmi Koç Müzesine 300 öğrenciyi öldürmeye yönelik eylem planı

– Yargıtay mensuplarına yönelik suikast hazırlığı

 -İzmir’de bulunan NATO tesislerine yönelik saldırı hazırlığı

– 2007 yılı içinde yazar Fehmi Koru’ya yönelik silahlı saldırı hazırlığı yapılan soruşturmalarla engellendi.

17 bin 400 kişiye mezhepsel fişleme

Bütün bunlarla birlikte devlet sırrı sayılabilecek çok sayıda belge ve bilgi ele geçirildi. Belgelere göre 17 bin 400 şahsın ırki kökenleri, siyasi, felsefi görüşleri ve mezhepsel-dini aidiyetlerine göre fişlendiği ve özel hayatlarına ait belgelerin hukuka aykırı olarak kaydedildiği anlaşılmaktadır.

Bağlantılı olduğu terör örgütleri

İnterpol’e gönderilen yazıda “PKK terör örgütünün sanıklar Doğu Perinçek ile Yalçın Küçük tarafından yönlendirildiğini ve iki örgüt arasında köprü görevi gördüğü anlaşılmıştır” denilirken, Ergenekon’un DHKP/C ve Hizbut-Tahrir ile de bağlantıları anlatıldı.

HAKLARINDA KIRMIZI BÜLTEN OLAN 160 sanık iade edilmiyor

Avrupa ülkerleri bugüne kadar Türkiye’nin iadesini istediği ve haklarında kırmızı bültenle arama talebinde bulunduğu sanıklardan neredeyse hiç birine olumlu yanıt vermedi. Son 10 yıl içinde haklarında kırmızı bülten çıkartılıp iade edilen sanık sayı ise sadece 10. Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı Ergenekon davasının firari sanıkları Bedrettin Dalan, Gülseven Yaşer, Mustafa Bakıcı ve Turhan Çömez başta olmak üzere 160 üst düzey terör suçlusu Avrupa’da yaşıyor. Aranan sanıklarla ilgili delil dosyasıyla birlikte  Avrupa’daki adreslerini de ilgili ülkeye gönderen Türkiye’nin, bugüne kadar hiçbir talebi işleme konulmadığı gibi sürecin uzaltıması için defalarca yazışmalar yaptırılıyor ve bir çoğuna da cevap verilmiyor. İadesi istenen ancak verilmeyen sanıklar arasında PKK yöneticileri ile birlikte İmar Bankası yolsuzluğunun ardından ülkeden kaçan Uzan ailesi de bulunuyor.

 

Star

28 ŞUBAT DARBESİ

28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen, ordu ve bürokrasi merkezli süreç. Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar ve kimilerince bir dönüm noktası olan bu kararların uygulanması sırasında Türkiye’de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir süreçtir. Yaşananlar, çeşitli kaynaklar tarafından post-modern darbe olarak adlandırılmıştır.

Arka plan

Refah Partisi 1995 Genel Seçimlerinde birinci parti olmuştur.[3] 1996 yılında, seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, Refah Partisi’nin güven oylaması hakkında hukuksal inceleme yapılması için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru haklı görülerek güven oylaması geçersiz sayıldığından dağılmıştır. Bunun üzerine TBMM’de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet (Refahyol hükümeti), 8 Temmuz 1996’da TBMM’de yapılan oylamada güvenoyu almayı başarmıştır.
28 Şubat ortamı RP-DYP Koalisyonu kurulmasının ardından bu dönemde yaşanan bazı olayların, 28 Şubat sürecini tetiklediği ve hızlandırdığı iddia edilmektedir. Bu olaylar;
2 Ekim-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan Necmettin Erbakan sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya’yı ziyaret etti. Libya’da, Kaddafi’nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşmede sarfettiği sözler[hangileri?] muhalefet ve basın tarafından ağır bir şekilde eleştirildi.
3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen bir trafik kazasında mafya, siyasetçi, polis ilişkileri açığa çıktı. Başbakan Erbakan ‘fasa fiso’ dedi, Adalet Bakanı Şevket Kazan ise, aydınlık için bir dakika karanlık toplumsal eylemi için “Mumsöndü oynuyorlar” dedi.
Kayseri’nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, 10 Kasım 1996 tarihli Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye’de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi. Karatepe konuşmasında şunları söylemişti:
“ Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. Belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Refah Partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. İnsanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. Ey Müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. Bu bizim boynumuzun borcudur. ”
Karatepe bu konuşması nedeniyle 1 yıl hapis ve 420.000 lira ağır para cezasına mahkûm edildi.
Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 11 Ocak 1997 Cumartesi günü, Başbakanlık Konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi.
Yüksek rütbeli subaylar 22 Ocak 1997 tarihinde Gölcük’te toplanarak irticanın iktidarda olduğunu tartıştılar.
30 Ocak 1997’de Sincan belediyesi Kudüs gecesi düzenledi. Belediye başkanı Bekir Yıldız, İran büyükelçisinin misafir olduğu gecede sahneye konulan cihad oyunu basında tepki oluşturdu. Star muhabiri Işın Gürel saldırıya maruz kaldı. Bekir Yıldız tutuklandı, mahkûm edildi.
4 Şubat’ta Sincan’da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı.
5 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Erbakan’a birkaç mektup gönderdi.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya ‘irtica, PKK’dan daha tehlikeli’ dedi.
11 Şubat’ta Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü Ankara’da yapıldı.

28 Şubat kararları

28 Şubat’ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu sert bir şekilde vurguladı.[8] 28 Şubat 1997’deki MGK kararları hükümete bildirildi. Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB’e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı, deniliyordu.

28 Şubat sonrası gelişmeler

4 Mart’ta Başbakan Erbakan, MGK kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadi
13 Mart’ta Başbakan Necmettin Erbakan, MGK kararlarını imzalamak zorunda kalmış ve daha sonra bu kararları imzalamadığını sadece ön yazıyı imzaladığını iddia etmiştir.
21 Mayıs’ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, ‘‘Ülkeyi iç savaşa sürüklediğini’’ söyleyerek, RP’nin kapatılması için dava açtı.
3 Haziran’da Susurluk Davası 7 ay aradan sonra DGM’de başladı.
7 Haziran’da Genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koydu.
10 Haziran’da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi.
18 Haziran’da Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa etti. İstifasının nedeninin başbakanlığı Tansu Çiller’e devretmek olduğunu belirtti.
19 Haziran’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi.
30 Haziran’da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Özkan’la birlikte ANASOL-D Hükümeti’ni kurdu.