Patrikhane’den Ergenekon’a Rica: İSMAİLAĞA’yi Yok Edin

ETÖ SANIĞI EROL ÖLMEZ’DEN AKİT’E DEHŞET İFŞAATLAR PATRİKHANEDEN ERGENEKON’A RİCA:

Silahlı eğitim aldınız mı? Cemaatlere sızmakla suçlanıyorsunuz?

– 6 ay eğitim gördüm. Benim görevim cemaat ve tarikatçılarla beraber olmaktı. Arapça ve Kur’an’ı çok iyi bilmem gerektiği söylendi ve bir eğitmen tarafından Arapça ve Kur’an’ı öğrendim. Cemaat ve tarikatçıların konuşmasını, yaşantısını, hayatını bilmek için cemaat ve tarikatçı gibi yaşamak lazım. Cemaatlere sızacak kişilere Arapça ve Kur’an öğretilir. Namaz kılmak, cemaat üyeleri gibi davranmak, sakal bırakmak ve cübbe giymek dersi verilir. Ben 1 ay sakalımı kesmeyeyim, onlara benzerim. Bu işin özel eğitimini alıyorsunuz.Önce Nakşibendi tarikatına girdim. Sakal da bıraktım, cübbe de giydim. Her şey oldu. İsmailağa cemaatine de girdim, çıktım ama caminin içine değil. Caminin içinde ve dışında kamera var. Ne işim var caminin içinde dışında? Niye kendimi fotoğraf edeyim. Dışı bana yeter. Caminin dışına çıkan insanlar bana yeter, esnaflar yeter…

 

İsmailağa cemaatinin önde gelen isimlerinden Bayram Ali Öztürk ve Hızır Ali Hoca katledildi…

 

– Patrikhane, İsmailağa cemaatinden rahatsız… İsmailağa çok önemlidir. İsmailağa içerisinde cinayetler oldu. Bayram Ali Öztürk ve Hızır Ali Hoca… Bunlar niye öldü? Para davasından… Aslında yok… İsmailağa cemaati çok farklıdır. Patrikhane, İsmailağa cemaatinin buradan kaldırılmasını istiyor, Ergenekon’a müracaat ediyor, ‘Bunları buradan kaldırın, bunları yok edin’ diyor. Bunun için kaynak, para ve güç veriyor. Ergenekon, bu görevi Atakurtlar Cumhuriyet Ordusu’nun istihbaratına veriyor, bana veriyor. Patrikhane, İsmailağa cemaati üyelerinin oturduğu yerlerden kalkmasını mı istiyor? Arazileri mi almak istiyor?- Tabii ki.. Komple…
================

 

ETÖ SANIĞI EROL ÖLMEZ’DEN AKİT’E DEHŞET İFŞAATLAR

 

Erol Ölmez, Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında 26 Ocak 2008 tarihinde tutuklandı, 19 Ekim 2009 tarihinde tahliye oldu. Silivri’de 20 ay tutuklu kaldı.Erol Ölmez, Fatih Çarşamba’daki İsmailağa cemaatine sızmaya çalışan ekibin arasında yer aldığı gerekçesiyle tutuklanmıştı. Gözaltına alındığında, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan sorgulamasında, Ergenekon Terör Örgütü yapılanması hakkında ciddi bilgiler vermedi. Erol Ölmez, tahliyesinden dört ay sonra Türk basınında ilk kez gazetemize konuştu ve Ergenekon yapılanması hakkında şok edici bilgiler verdi. Erol Ölmez; Muhsin Yazıcıoğlu’nu susturma toplantısında alınan kararları, Ergenekon Terör Örgütü’nün silahlı eğitim yaptığı yerleri, İsmailağa cemaatine sızma girişimlerini, Bayram Ali Öztürk ve Hızır Ali Hoca cinayetlerinin arkasındaki kişileri, Ergenekon’un yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladığı eylemleri açıkladı. ABD İstanbul Başkonsolosluğu’na 9 Temmuz 2008 tarihinde gerçekleşen saldırı kapsamında da ifadesi alınan Ölmez, saldırıyı gerçekleştiren kişilerle bağlantısını detaylı bir şekilde anlattı. İşte Erol Ölmez’in sorularımıza verdiği cevaplar:

 

YAZICIOĞLU’NUSUSTURMA TOPLANTISI DİKMEN’DE YAPILMIŞ!

 

Muhsin Yazıcıoğlu’nun ‘suikast’ sonucu hayatını kaybettiğini iddia ettiniz. Silivri Cumhuriyet Savcısı Nejat Çakır, tanık sıfatıyla ifadenizi aldı. Tanık ifadenizde, Çerkez Ali ve bir milletvekiliyle toplantı yaptığınızı, Muhsin Yazıcıoğlu’nu susturmak için karar aldığınızı açıkladınız. Bu toplantı nerede gerçekleşti?..

 

– Toplantı Ankara Dikmen’de oldu. Toplantıya katılan Çerkez Ali çok güçlü bir devlet adamıdır. Kontrgerillanın yapılandırılmasında yer almıştır. Çerkez Ali’nin yaptıkları asla sorgulanmamıştır. Kendisi şu an hâlâ aktiftir. Asker kökenlidir. Hiç kimse hesap soramaz. Özel yetkilere sahiptir. Kimse Çerkez Ali’nin ne amaçta olduğunu ve ne yaptığını bilemez. Çerkez Ali ile yaşadığım, ortak hareket ettiğim yaşananlar ne varsa, her şeyi açıklayacağım… 2007 yılında bir otelin lobisinde toplandık. Çerkez Ali kod adlı kişi ile ben ve şu an milletvekili olan şahısla, Muhsin Yazıcıoğlu’nun susturulması için toplandık. 10 milyon dolar para teklif edildi.“ELİNDEKİ BİLGİLERİ SAVCI ÖZ’E SUNACAKTI”

 

Otelin ismi neydi?

 

– Bu otelin adını vermem. Çerkez Ali, otel kayıtlarını da aldı. Bütün kayıtları da aldık. Muhsin Yazıcıoğlu çok şey biliyordu. Aynı zamanda elindeki bilgi ve belgeleri yavaş yavaş Savcı Zekeriya Öz’e sunacaktı. Yazıcıoğlu hedefteki adamdı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü tesadüflerle dolu değildir. Zaten planlanmıştı, bu bir gerçek. Helikopter düşmese, kafasına sıkacaklardı veya zehirleyeceklerdi.

 

Toplantıda, Muhsin Yazıcıoğlu hakkında ne karar aldınız?

 

– Biz bu kararı aldık. 10 milyon doların zaten dörtte biri geldi. Bu para ismini vermek istemediğim milletvekili tarafından geldi. Şu anda milletvekili… Muhsin Yazıcıoğlu, Ergenekon bağlantılarını biliyor, Ergenekon içerisindeki yapılanmayı biliyor. Müthiş bilgilere sahipti. Helikopter düştüğü zaman, Muhsin Yazıcıoğlu’nun günlüğü nerede? 2007’de Muhsin Yazıcıoğlu’nun cep telefonu numarası bende mevcuttu. Kendisine uyarı yaptık ve konuştuk. Ciddiyete almadı. Kendine çok güveniyordu.Muhsin Yazıcıoğlu’nun susturulması, Ergenekon’un silahlı kanadı olan Atakurtlar Cumhuriyet Ordusu’na teklif edildi. Bu ordu, Ergenekon’un silahlı istihbarat kanadıdır. Ergenekon beyninin silahlı ve aynı zamanda istihbarat kanadıdır. Ergenekon yapılanması hâlâ aktiftir. Ergenekon yapılanmasının şu an içerideki olanların dışında, dışarıdaki olanlar da çok güçlü isimlerdir. Onlar alınmaya başladığı zaman zangır zangır bu ülke sallanmaya başlar. Arkada Amerika ve İsrail’in gücü var bu insanlarda. Ama askerî kanadın tek beyni Çerkez Ali’dir. Eğitim ondan geçer, her şey ondan geçer.

 

‘ERGENEKON, 11 KİŞİLİK KONSEYDEN OLUŞUR’

 

ETÖ’nün olmadığı iddia ediliyor…

 

– Ergenekon yapılanması nasıl yok denilir… Ergenekon 11 kişilik konseyden kurulmuştur. Bu konseyde işadamları vardır. Konseyde üç işadamı var. Bu işadamları, gündemde olan, tanınan insanlardır. Bütün paralar bu kişilere aktarılmıştır. Bu kişiler kimdir? Üç işadamından birinin ismini vereceğim. Mesela, az daha batmakta olan, tam iflasın eşiğine gelen, sıkıntıya girdiğinde yetişen Çerkez Ali’den aldığı yüklü parayla hayatına yön veren, Ergenekon’un parasını çalıştıran kişi Mehmet Emin Karamehmet’tir.Bu 11 kişilik konseyin isimleri bilinmiyor. Hiçbir kayıtları yok. Varlık ve yokluk arasındadır. Ergenekon’un postası olarak aralarında bulunan insanım. Kimin ne olduğunu biliyorum. Mehmet Emin Karamehmet bu yapılanmanın içerisindedir. Hasan Kundakçı ve Alaaddin Parmaksız araştırılsın. Mesela Çerkez Ali, konseyin ikinci adamıdır. Askerî kanadın beynidir, ikinci adamdır. Çerkez Ali, Ergenekon’un iki numaralı ismidir. Şu an İstanbul’da yaşıyor. Hangi taşı kaldırırsanız kaldırın, taşın altından asker çıkar. Asker işadamını da kaldırır, Başbakanı da…Ergenekon çok güçlü bir yapılanma… Ergenekon’un bir numarası 10 kişilik konseyi toplar, hepsinden her şeyi alır, aktarır ve gider. Ahtapot düşünün, ahtapotun kolları her yerde var. Misyonerlikte bile vardır. 1997 yılında Ergenekon yapılanması için harekete geçildi, 1998’de konsey kuruldu.SİLAHLI EĞİTİM DÜZCE VE KUMBURGAZ’DA YAPILMIŞ

 

Ergenekon, silahlı eğitim yapar mıydı?

 

– Hendek ve Adapazarı arasında kalan Düzce’de silahlı eğitim verilirdi. Silah, atış, talim verildi. 400 kişiye komutanlık yaptım. Ergenekon silahlı ve istihbarat eğitimini Düzce’de alıyordu. Hem Düzce, hem de şu an Kumburgaz taraflarında bir yer daha vardı. Kumburgaz’daki yer tam askeri alandı. Ağaçlık alandı, askeri eğitim alanı. Girişinde de şöyle yazar: Özel eğitim alanı… Kumburgaz’a giderken sol tarafta kalıyor.“İLKER BAŞBUĞ’UN YAVERİ DERNEĞİMİZE GELİRDİ”

 

– Askerle ilişkiniz nasıldı?

 

Örneğin Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde İlker Başbuğ’un yaveri Kuva-i Milliye Derneği’ne devamlı gelip giderdi, yanımızda otururdu, giderdi. İlker Başbuğ sözünü tutmadı, korktu. Bazen bizi savundu, bazen de hem savunuyormuş gibi gösterdi ama savunmadı. İlker Başbuğ içeridekileri sattı…

 

‘Silivri’dekiler kullanılmış insanlar’

 

Silivri’de tutuklu bulunan kişiler Ergenekon’un şemasının neresinde?..

 

– İçeridekiler (Silivri’de tutuklu bulunanlar) Ergenekon yapılanmasını bırakın, Ergenekon tarafından kullanılmış insanlardır. Ergenekon’un esas beyni dışarıda… Alabiliyorsa ve gücü yetiyorsa, gitsin Hasan Kundakçı’yı sorgulasın? Vatansever Güçbirliği’nde Hasan Kundakçı’nın ne işi vardı? Alaaddin Parmaksız’ın Ergenekon yapılanmasında ne işin vardı? Niye bu insanları almadılar? Bu iki isim, tepedeki yapılanmanın bir altındaki isimler… 11 kişilik konseyin bir altındaki isimler… İçeride olanlar Ergenekon’un en altında… Veli Küçük’ler Ergenekon gücünün içinde yer almayanlar… O kaleye girememiş onlar. O kalenin içindeki insanlar, bunları kullanıyor. Bunlar kullanılmış insanlar. 11 kişilik konseyin içine giremez bunlar… Bunlar ancak, sen komutansın, sana bu görev veriliyor. ‘Sen bunu yapacaksın. Şunu şunu yap’ dendiğinde o da yapıyor. Vatan, millet, Sakarya… Yolu da açılıyor.

Röportaj: Kenan Kıran, 10.02.2011 Akit Gazetesi

Reklamlar

Demirel’in 28 Şubat Savunması Telegram-Zihin Kontrol Faaliyetini Yürütenlerin Ağzıyla Örtüşüyor?

Eski cumhurbaşkanlarından Demirel’in Yurt gazetesine verdiği röportajın yankıları sürüyor. Merkez sağın önemli aktörü söylemleriyle herkesi şaşırttı.

Halkta karşı devrim korkusu olduğunu savunan Demirel, 28 Şubat soruşturması isteyenleri cahillikle suçlarken, “Neden intikam alacaksınız? Şikayetiniz ne?”diye sordu.

“KARŞI DEVRİM TEDİRGİNLİĞİ ENDİŞESİ”

Devletin kurumlarına sahip çıkılmadığı hissiyle toplumun korku içinde olduğunu savunan Demirel, “Bu korku, karşı devrim tedirginliği mi?” sorusuna şu cevabı verdi: “Evet, korkular , kaygı ve endişeler karşı devrim tedirginliğidir. Vatandaşların büyük bir kısmı ‘Türkiye’de artık bir karşı devrim olmaz,’ diyor. Yani Türkiye geri günlere dönemez, çağdaşlıktan, Cumhuriyetin devrimlerinden, kadın erkek eşitliği ve kadının sosyal alanda aldığı medeni yerden vazgeçemez. Vazgeçemezsiniz, çünkü bunlar vazgeçilmez kazançlardır.”

 

“ÇAĞDAŞ TOPLUM OLALIM”

Cumhuriyetin kazanımlarına dikkat çeken Demirel, sözlerini “Her köye gidecek yol, her köyde ışık, sağlık ocağı ve medeniyet var. Gelin onları çoğaltalım iyileştirelim. Çağdaş toplum olalım” diyerek sürdürdü.

Devrimin millete dayanarak yapıldığını söyleyen Demirel, imparatorluktan ulus devlete ve laikliğe geçişin kavgasız yapıldığını savundu. Demirel sözlerine şöyle devam etti: “Devrim millete dayanan bir devrim. Çok önemli bir hadise bu ; yani laik devlet çok önemli. Gerçi bizim anladığımız laik devlet ile başka ülkelerin anladığı laik devlet birbirinden farklı. Bizimki tam laik devlet değil aslında, Fransa’nın anladığı bir laik devlet de değil. Fakat şöyle veya böyle devlet ile din bir mesafede durmuşlar. Birbirlerine karşı durmuşlar. Yani devlet dinden bir şey talep etmiyor, din de devletten bir şey talep etmiyor. Bir denge olabilmiş. İşte bu çok önemli bir hadisedir. Ve bütün bunlar içeride kavgasız yapılmış.”

“AKIL MI DİNİ DUYGULAR MI?”

Türkiye’de Telegram-Zihin Kontrol Faaliyetleri Yürüten Ekibin; “Bu Bilim mi? Din  mi?” tartışması dediği ” Telegram-Zihin Kontrol ” faaliyeti 28 Şubat Sürecinden Sonra Salih Mirzabeyoğlu’na yapılmasıyla gündemde yerini buldu. Süleyman Demirel’in “hatırlattığı şey” olarak Müslümanlar  için “Mutlak Hakim; Allah” ve “Hüküm O’nun” anlayışı kat’idir. 1999 öncesi ve sonrası Müslümanları tahakküm altına almaya çalışanlar değişmediğine göre faaliyetleri de değişmemiş demektir.

Süleyman Demirel, İslam dünyasının karmaşık ve tehlikelerle dolu olduğunu savunarak sözü Türkiye’ye getirdi: “Parlamenter sistem henüz kabul görmüş değil. İşin en önemli tarafı, Avrupa’da hâlâ tartışılan konu, ‘akıl mı, yoksa dini duygular mı hâkim olacak’ Yani şeriat mı? Hâlâ bunun tartışıldığı yerler var. Oysa Türkiye, devrimi ile bunları çoktan aşmış.”

ŞİKAYETİNİZ NE?

28 Şubat tartışmalarına değinen Demirel, soruşturma taleplerini “intikam iptidai bir histir” sözleriyle cevap veriyor: “İntikam iptidai bir histir. İptidai adamların işidir. İntikam alınır. O sizden alır siz ondan alırsınız. Bu, cahil adamların işi. Neden intikam alacaksınız? Şikayetiniz ne? Türkiye size söylediğim kazanımları kolay, kolay terk edemez. Türkiye ne kadın haklarını, ne çağdaşlığını terk eder. Bakınız Türkiye’de henüz karşı cereyanlar yok. Türkiye’de şehirlerde ahali yok, gençlik yok, üniversite yok. Bunlar Türkiye’de yok mu? Hepsi var. Şimdi nerede? Bu ülkenin üniversitesi de var, halkı da. Türkiye geriye gitmez. Ne kadın haklarından vazgeçeriz, ne moderniteden ne de çağdaş düşünceden.”