‘Darbe Süreci’nde Yapılan Mirzabeyoğlu Davası Yenilenmeli

28 Şubat sürecinin mağdurlarından Salih Mirzabeyoğlu, birifinglerle karar veren hakimlerin verdiği kararla müebbet hapse mahkum. 28 Şubat mağdurlarının avukatı Müşir Deliduman, Meclise çağrı yaparak, 28 Şubat sürecinde haklarında mahkumiyet kararı verilenlerin yeniden yargılanması gerektiğini söyledi.

NİL GÜLSÜM

28 Şubat’ın üzerinden 15 yıl geçti. Her yıl o döneme ilişkin yapılan yanlışlar ve dönemin mimarları, mağdurları konuşuldu. Ancak bu sene önceki yıllara nazaran daha yoğun bir gündem vardı, çeşitli suç duyurularında bulunuldu. O dönemin mağdurları ve yaşadıkları konuşulurken Salih Mirzabeyoğlu’nun yaşadığı mağduriyet, yeteri kadar gündeme gelmedi. Mirzabeyoğlu, 28 Şubat süreci devam ederken gözaltına alındı, idamla yargılandı ve yine o dönemde idam kararı onandı. Onun hakkında idam kararı alan hakimin yanlış karar almış olabilirim ifadesine rağmen yargılanma süreci henüz başlatılmadı. 28 Şubat zihniyetinin mahkum ettiği bir kısım mağdurların avukatı Müşir Deliduman ile dava sürecini ve bundan sonra yapılabilecekleri konuştuk.

Salih Mirzabeyoğlu, yıllardır cezaevinde ve çeşitli zulümlere,  işkencelere maruz bırakılıyor. Siz 28 Şubat sürecinin yargı mağdurlarının avukatısınız, Mirzabeyoğlu da bu süreçte mağdur olanlardan önemli birisidir. Mirzabeyoğlu hangi suçu işledi ki bu muameleyi görüyor?

Teknik olarak hukuk mesnedini sosyolojiden, toplumun dinamiklerinden almadığı zaman tiranlığa dönüşür. 28 Şubat süreci tamamen halkın iradesine karşı ve düşmanca bir tutum içinde olmuştur. Yargılamalar da bu minval üzere olmuştur. Oysa Hukukun varması gereken ideal; adalet kavramını gerçekleştirmesidir. Salih Mirzabeyoğlu’nun adli suçlar, adli ve silahlı örgütle bir şekilde ilgisi yok. Çünkü ortada silahlı bir örgüt yok. Ancak Salih Mirzabeyoğlu bir mütefekkir olarak yargılanıyorsa tamam diyebiliriz.

Örgüt bağlantısı yok

Zannederim bu resmi olarak da belgelendi değil mi?

Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin yaptırmış olduğu bilirkişi raporunda, ortada bir silahlı örgüt olayının olmadığı yer alıyor. 28 Şubat’ın öncüleri, 12 Eylül zihniyetine sahip olanlar, olmayan bir örgüt çemberi oluşturdular, suç örgütü oluşturdular ve örgüte de bir yönetici gerekiyordu. Yönetici olarak da 50 civarında eser sahibi olan Mirzabeyoğlu’nu seçtiler. Mirzabeyoğlu gibi başka isimler de var cezaevinde olan. Sağ veya sol olsun onlar için hiç problem değil.

Peki 28 Şubat döneminde başlayan bu mağduriyetin giderilmesi ne şekilde olabilir? Ki Salih Mirzabeyoğlu da bunlardan birisi…

28 Şubat sürecinde alınan yargı kararlarının toptan iptal edilmesi lazım. Yargılamaların yeninden adil olarak yapılması yönünde hukuki şartlar mevcuttur. Kaldı ki bir tıkanma olursa hususta Meclis’in halkın iradesine uygun, hümanist ve adil olarak davranıp tıkanmış yollar açması gerekmektedir. Meclis şike olayında, MİT olayında yasal bir düzenlemeye gitti. Kaldı ki bu iki düzenlemede mağdur olanlar 28 Şubat sürecinde mağdur olanlar kadar değillerdi. Kamuoyu tepkisi de bu denli çok ve yoğun değildir. Bu nedenle halkın sesine kulak verilerek meclis bu konuda yasala düzenlemeler yapması gerekmektedir.28 Şubat sürecinde yargının aldığı kararlar cuntacıların, halkın iradesine rağmen almış olduğu kararlardır. Bu kararlar brifingle beslenmiş olan hâkimlerin yapmış olduğu yargılamalar neticesinde adalet kavramını zedeleyen kararlardır. Bu kararlar halkın vicdanın yok hükmünde ki kararlar olduğundan dolayı yeniden adil yargılama yapılması adalete olan inancı pekiştirecektir.

Meclis adım atmalıdır

28 Şubat mağdurları için yargı yolu yeniden nasıl açılabilir?

Bunların kararların kaldırılması, değiştirilmesi ve yargılamanın önünün tekrar açılması Meclis’in elindedir. Eğer Meclis böyle bir adım atarsa, Türkiye’de yaşayan bütün halklar Meclis’i alkışlayacaktır. İdeolojisine, partisine bakmadan bu yönde alınacak bir karar toplumumuzun yaralanmış vicdanına merhem olacaktır. Bu hususta Meclis’in elini tutacak hiçbir güç yoktur, bir günde bu kararı çıkarabilir. Böylece o süreç içerisindeki yargılamalar bir bütün olarak yenilenebilir.

Bu şekilde alınacak bir kararın hukuki zeminde bir engeli var mıdır?

Meri ve cari pozitif hukuk çerçevesinde dahi, bu yargı kararlarının tekrar gözden geçirilmesi önünde hiçbir engel yoktur. O dönemde alınan kararlardan birisi de Mirzabeyoğlu ile birlikte Yakup Köse davasıdır. Bu yargılamayı yapan, Sedat Karagün isimli hakim alınan kararla ilgili olarak: “Ben o dönemlerde her davamda baskı görürdüm” dedi.  Her davasında baskı gören bir hakimin vereceği kararlar sağlıklı olamaz. Hakimin görüntüde tarafsızlık ilkesine aykırıdır. AİHM standartlarına uygun değildir. Yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden sadece bir tanesidir.

Metin Çetinbaş da buna benzer bir açıklama yapıyor. Hata yapmış olabilirim diyor…

Onun ötesinde yine çok garip bir beyanatı var: “Biz o gün ki şartlara göre karar verdik” diyor. O gün ki şartlar ve o gün ki Ceza Kanunu kalktı, o zaman o gün ki suçlamalar da kalktı. O günkü şartlara göre karar veren hakim, hukuk etiği açısında yansız ve tarafsızlık hatta bağımsızlık ilkesini kaybetmiştir. Ceza kanunumuz içerisinde hakimin kusurundan kaynaklanan kararların verilmesi sakat kararlardır ve bu davaların yeniden yargılanması lazım.

28 Şubat döneminde alınan kararlar yeniden ele alınmalı

28 Şubat döneminde Salih Mirzabeyoğlu davası başta olmak üzere o dönem alınan tüm kararların hukuki olarak yeniden gözden geçirilmesini mi talep ediyorsunuz?

Kesinlikle evet.  Sokakta yürüyen halkının talebi de budur. Hukuk; o ülkede yaşayan halkın mutluluğu için vardır, halkın vicdanını rahatsız eden bir hukuk sistemi neden olsun ki? O dönemin sosyal dinamiklerini de araştırmamız lazım. 28 Şubat dönemde suçsuz ve günahsız başörtüsü mağdurları var ve bunların sayısı Türkiye’deki bir büyükşehir belediye nüfusunun miktarı kadardır. Bunlar da brifing alan hakimler tarafından cezalandırılmıştır. O karanlık dönemin bütün sosyal olgularıyla birlikte, özellikle hukuk nosyonuyla birlikte değerlendirilmesi tarihin çöplüğüne atılması lazım. Bunun için elimizde hukuk argümanları vardır. O dönemde karar alan hakimler kendileri söylüyorlar o zamanın şartlarına göre karar aldıklarını. O günün ki şartları da cuntanın emriyle, cuntanın istediği kararları verdik demektir. O zamanki cunta balyozcular, Ergenekoncular, milli iradeye ve insana karşı düşman olan, hatta camileri bombalamak için planlar yapan kişilerdir.

Salih Mirzabeyoğlu davası brifinglerin yargıya doğrudan müdahalesinin somut bir örneğidir denilebilir mi?

Kesinlikle diyebiliriz. Çünkü o dönemde belli bir fikriyatı temsil eden bir liderin, bir önderin cezalandırılması onlar için büyük bir zaferdi. Ve bunu da nitekim kendi argümanlarına göre başardılar. Sakat yargılamalarla, uydurulmuş delillerde Salih Mirzabeyoğlu hakkında karar vardılar. O dönem ki yargı kararlarının hepsinde bu kokuyor. Salih Mirzabeyoğlu davası da bunun somut ve majör örneğidir.

Salih Mirzabeyoğlu’nun işkence görmüş haliyle mahkemeye getirildiği görüntüler zihinlerden silinebilecek kareler değil. Bir de telegramdan bahsediliyor…

İnsanlık onurunu zedeleyecek tıraş etme, ceza evinde tek kişilik hücreye atmalar. Bizim görmediğimiz uygulamalar da var tabi, çünkü her şey de aleni yapılmıyor. Kaba dayaklar ve küfürlerin yanı sıra psikolojik işkenceler. Kendi avukatları tarafından dile getirilen zihin kontrolü- telegram da var.

O dönemde sonuca bağlanan kararların yeniden gözden geçirilmesi için bir girişiminiz oldu mu?

Biz 28 Şubat süreci ile ilgili Yakup Köse davası ile birlikte Ankara özel yetkili savcılığa bir suç duyurusunda bulunduk. Yargıçlara brifing verenler, ondan sonra bunda somut etkisi olanlar hakkında bir suç duyurusunda bulunduk. Bunun üzerine ertesi gün Savcı Bey Genel Kurmay’dan brifinge katılan hakimlerin listesini talep etti. Demek ki bunda makul ve ciddi bir şüphe gördü, onun üzerine hareket etti. Maddi gerçek ancak sağlam ve kirletilmemiş delillerle ortaya çıkar. Bu da ülkemizde hukuk birliği ve “hukuk barışını “sağlar.

28 Şubat Allah’a inananlara açılan savaştır

28 Şubat dönemi alınan yargı kararları göz önünde bulundurularak cevap verecek olursanız, o dönemin hedefinde kimler vardı?

Çok net bir şekilde, Müslümanlara karşı zulümdür, yapılan bir işkencedir, yapılan bir darbedir. Bunlar halkla birlikte Hakka savaş açmışlardır.  28 Şubat; Allah ve Allah’a inanlara açılan bir savaştır.

28 Şubat’ın üzerinden 15 yıl geçti. Bu zaman içerisinde Mirzabeyoğlu’nun mağduriyetinin kamuoyunun gündemine yeteri kadar gelmemesini nasıl yorumluyorsunuz?

O dönemde bu cuntacılar yayın organları bastırdılar, hiçbir şekilde dile getirilmedi. Bazıları bir fikir yapısına karşı düşmanlıklarından dolayı bunu dile getirmiyor. Diğer tarafta da İslamcı kesiminin kariyerist ve konformist olmaları etkili oldu. Ayrıca 28 Şubat’ın artçıları devam ediyor.

Hukuki anlamda örneklendirir misiniz?

Somut olarak Yakup Köse.  İdam vermişler, durmamışlar şuanda Yakup köse’nin devam eden 3 davası, kesinleşen 1 cezası var. Cezalar kesinleşti ve şu anda insanlar paldır paldır toplanıyor.

Tahliye olmuş kişiler yeniden içeriye mi alınmak isteniyorlar?

-Tabi tabi, metris cezaevinde kalanlar alınıyor. Bandırmadaki 32 kişinin davasında 7yıl ile 10 yıl arasındaki cezalar şu anda Yargıtay da.  Bu cezalandırma şu anda temyiz aşamasında muhtemelen onanacak. Bu çocuklar, bu gençler tekrar toplanıp içeri atılacak. Bu da 28 Şubat hala devam ediyor demektir.

Mirzabeyoğlu çocuğunu okula götürürken yakalandı

Mirzabeyoğlu örgüt evinde mi yakalandı?

Çocuğunu okula götürürken tutuklanan Mirzabeyoğlu’nun eşiyle yaşadığı ev örgüt evi olarak lanse edildi. O herhangi bir suç işlemediği için normal hayatını sürdürüyordu. Her aile babası gibi çocuğunu eliyle okula götürüyordu. Mesela Yakup köse 15 yaşında iken legal bir partinin mitingine katılıyor ve evinde Kuran-ı Kerim bulunuyor.  Bu çocuk suçüstü yapılmadan alınıyor, sonra keşfe gidilmiyor. Bunlar hep sahte tutanaklarla keşif yapıldı gösteriliyor. Sonra da Yakup Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal sürecini değiştirmek için bir örgüte üyeliği, o örgüt kapsamında faaliyetlerde bulunduğu suçlamasıyla idama mahkum ediliyor. 10 yıl boyunca da yapmadıkları işkence, ailesine yapılan baskı kalmıyor. Bu çocuğun annesine dahi sarılmasın yasaklayan bir zihniyetin Salih Mirzabeyoğlu davasında yaptıklarını çok görmemek lazım.

Mirzabeyoğlu’nun talepleri İslami ve insani

Salih Mirzabeyoğlu süreçle ilgili olarak ne düşünüyor, çıktığı zaman ne olacak?

Çok nettir, kalkıp da özür dileyecek bir durumda değildir. Özür dileyecek bir şey yapmamıştır. 50’yi aşkın fikir eseri vermiştir ve çıktığı zaman yine yoluna devam edecektir. Fikirleri ile toplumu aydınlatmaya çalışacaktır. Zaten kendisi silahlı bir örgüt veya bir şiddet taraftarı değildir. Belli fikirleri vardır, bu fikirler de evrensel ilkeler doğrultusunda İslami fikirlerdir. Tabi ki karşılaştığı durumla ilgili rahatsız oluyor. Suçsuz günahsız bir şekilde sizi de götürseler, siz de rahatsız olursunuz. Mirzabeyoğlu’nun çok insani ve İslami talepleri var.

Son olarak eklemek istediğiniz bir husus var mı?

Burada bir hususu belirtmek istiyorum, hem Salih Mirzabeyoğlu hem de Yakup Köse davasının kamuoyu tarafından bilinmesi daha doğrusu 28 Şubat cuntasının teşhir edilmesinin kütleselleşmesini kurumsal olarak HAS Parti sağlamıştır. Bunun yanında bir takım kurum ve şahısların da katkısı vardır. Hepsine teşekkür ederiz. En son olarak ailece mağdur olan bir de Hüda Kaya ve kızlarının durumunu da halkımız daha unutmamıştır. En kısa sürede bu mağduriyetlerin giderilmesi ve Bütün cuntacılar ile hesaplaşmak şarttır. 4 Nisan 2012 günü 12 Eylül yargılamasının duruşma günüdür. Darısı 28 Şubatçılara,12 Martçılara,27 Nisancılara olsun velhasılı kelam tüm cuntacılara olsun.

Meclis düzenleme yapmalı

İnancının bedeli olarak içeride tutulan Mirzabeyoğlu inanan kesimden ayrı bir hassasiyet bekliyor mu?

Elbette bekliyor. Yıllarca aynı fikirdaşlığı yapan insanlardan, birileri Meclis’te, birileri yönetim kademesinde, birileri de zindan da, çok ciddi bir tezat.

Yetkili mercilerden beklentiniz nedir?

Dilekçemizin üzerine brifing alan hakimlerin tespiti ile birlikte kanaatimize göre yeni deliller çıkacak. Yeni deliller, Salih Mirzabeyoğlu, Yakup Köse dosyasını esasta etkileyecekleri için yargılamanın yenilemesi için yeterli kanıtlardır. Bu çerçevede tekrar yargılamanın yenilenmesini talep ediyoruz. Ayrıca bu hususta eksiklerin ve boşlukların Meclis tarafından düzenlenmesini istiyoruz. Toplumun düşmanlarının, cuntacıların ekmiş olduğu zehir tohumlarını ayıklaması için yeni bir düzenleme yapılması mümkündür.

Milat Gazetesi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s